20 Mart 2009 Cuma

Evde Altenatif Isınma Yöntemlerinin ABC'si

Evet Blogcular.

Eylül dedik mi havalar yavaştan yavaştan soğumaya başlar caanım ülkemizde... Tabi ki ayrıca kuzey yarımkürede. Her yerin soğuğu ayrı olur bilirim. Bazı yerlerde kışlar ılık ve yağışlı bazı yerlerde ise soğuk, sert, karlı, geçebilir; ki günden güne saatten saate sıcaklıkları değişen yerlerde yok değildir şu dünyada. Kutup ayıları, penguenler, foklar, haskiler kuzeyde aylarca kışı yaşar. Bizimkiler ise burda 15 saat gece yaşıoz diye (o da bir gün Sinop İnceburun'da) şikayetleniyolar. Kutup ne yapsın??? Neyse sinirlenmeden konuya gireyim.

Bulunduğumuz Mart ayı ise gerçekten ayının ta kendisidir. Kendisi yalancı güneşlerini göstererek bizi hava değişiklikleri ile muhattab eder, adamı hasta eder... Atalarımızın dediği gibi Mart'ın taaa... Pardon bunu başka biri diyor olabilir. Atalarımızın dediği gibi kapıdan bakıyosun dışarı: Ooo! güzel güneş açıcak diye en nadide, tiril tişörtünü giyiyorsun. Eve döndüğünde deli gibi ıslanmışsın ve evde penguenler dolaşıyor. Ver kazma küreği ateşe...(O söz de işte böyle ortaya çıkmıştır kanımca...)

Dikkat edin abi, benim gibi üşütmeyin hafiften. Neyse Nisan'da pek bir dönektir derler ama bakalım her insan aynı olmadığı gibi Nisanlar'da farklı farklıdır.

Sözü kısa kesip reçetenizi buraya yazıyorum... Isının güzel, güzel; yumuşak yumuşak.

1- Saç kurutma makinası (serin odalardan, fön rüzgarlarına atlamak gibi) (en sevdiğim);
2- Elektrikli Pelerin (Elektirkli bahtaniye ve taşınabilir Jeneratör ikilisi)
3- Varil içine kütük kokteyli (Grev Style) (evde denemeyin!)
4- Yak bütün fotoğrafları! (Tarkan style) (evde denemeyin!)
5- Kanyak ve bilumum alkoller (Şarapçı Style) (Ağızdan alınacak)
6- Sürtünme ile...
7- Güney yarımküreye seyahat...
8- Spor yaparken...
9- Sevgiyle,
10- Uzaylı yakarak :D (ufo)

yazan: Mete

17 Mart 2009 Salı

Bir Adana hikayesi...

Adana’da sıcak bir sonbahar günüydü. Ortam son derece sıcak olmasına rağmen terlemeyen arkadaşına baktı. İskandinavlar da terlemiyor diye düşündü çünkü onlar soğukta yaşamaktaydı ve ter bezleri körelmişti. Tıpkı kendi apandisitinin köreldiği gibi. ”Zamanında bir boka yarıyordu herhalde.“ diye düşündü.
Üniversiteye yeni gelmişti genç delikanlı ve son derece sıcak bulmuştu üniversiteyi. Üniversiteye büyük bir klima yapılmalı ve küresel ısınma bu klima yardımıyla durdurulmalıydı. Son derece gereksiz dolaşmalar içindeydiler üniversite içinde. Üniversitede zaman zaman güzel kızlar görünmekte görünen güzel kızlar dikkatli bakıldıkça çirkinleşmekteydiler.
"Hadi otobüse binek" “Şırdan yiyek yemedin di mi hiç ?” gibi cümlecikler kurdu henüz arkadaş olunmuş şahıs. Cümle içinde yemek geçtiğinden şırdanın yenilecek birşey olduğu anlaşılmıştı. Turuncu renkli otobüsümsü minibüse binilerek yola çıkılmıştı. Yolda gereksiz palmiye ağaçları ve mandalina tarzı meyveler veren ama “ulan mandalina kaynıyor burası” nidalarıyla dalınıp yenildiğinde bu meyvenin “hassiktir” nidasıyla ağızdan çıkartılması gereken kötü tatlı bir meyve olduğu anlaşılan ama hala bu meyveleri vermekte direnen ağaçlar görülmekteydi. Belirli kilometreler gidilmiş ancak hiç kilometre taşı görülmemişti yol boyunca.

Otobüsün İbrahim Tatlıses sever para toplayıcısı otobüste sanki bir şenlik varmış gibi yoldan geçenleri buyur etmekteydi. Yoldan geçenlerin bir kısmı buyurmakta, bir kısmı buyurmamakta ama kimse “hassiktir lan gelmiycem” dememekteydi. Ama para toplayıcı kişi her yürüyen insanın aslında bir yere gittiğini bilmekte, o yere minibüsümsü otobüsle daha kolay gidileceğini anlatmaktaydı “çarşşııı” derken. Çarşı denilen yerin şehir merkezi olduğu anlaşılmıştı havalimanından "abi ben üniversiteye gidicem. nası giderim?" diye soru sorulan görevlisinden "heeaaa çarşıya git önce" cümlesiyle.
Ama o sıra o cümleden "ulan çarşıya git ilk önce kendine bi şalvar al böle kot pantolla dolaşılmaz burda" manası çıkarılmıştı. Sonradan taksiye binilmiş üniversiteye gidilmiş belirli yurtlar dolaşılmış hiç bir yurt bu genci barındırmak istememişti. "Hassiktir lan dışarda mı yatacağım" korkusu sarmamıştı ama genci. Büyükşehirin diplomasi trafiğini bilen genç bu küçük büyükşehirde tecrübesini konuşturarak etrafındaki insanları şaşırtmıştı.Çünkü etrafındaki insanlar daha önce hiç konuşan tecrübe görmemişlerdi.Derhal bir dilekçe yazılmış, yurt müdürlüğüne verilmişti. Dilekçede kalınacak yer bulunamadığından dolayı iki günlüğüne misafir kalınmak istendiği belirtilmiş, dilekçe alan müdüriyet bu duruma sevinmiş, başka yazılı dilekçe olmadığı için beş dakika içinde cevap verilerek yurtta misafir kalınması uygun görülmüştü.
Otobüs yol üzerindeki çizikli çizgiyi takip etmeye devam etmekteydi. Yeni arkadaş olunulan arkadaş "inek" diye bir kelime çıkarmıştı iki dudağını, dilini ve bir takım ses tellerini kullanarak. O güne kadar öğrenilmiş bütün kavramlar kurcalanmıştı delikanlının beyninde. Sonuç olarak ineğin büyükbaş bir hayvan olduğu hatırlanmış, etinden sütünden faydalanıldığı için çok sevilen bir hayvan olduğu düşünülmüştü. Neden bu yeni arkadaş olunan arkadaş inek demekteydi?
Lise döneminde pek çalışkan biri sayılmazdı dolayısıyla kendisiyle inek diye dalga geçilmemişti hiç. Kendisine denmiş olamazdı bu sözcük. Bundan dolayı direk etrafa bakılma hissi duyulmuş, etraf süzülmüş yolda inek aranmıştı.
Ama maalesef görüş alanında inek bulunamamıştı. Daha sonra yeni arkadaş olan arkadaşın koldan çekme durumunda bulunmasıyla minibüsümsü otobüsten inilmişti. "Lan inek diom niye inmion" cümlesiyle inek kelimesinin sözcük kökündeki inmek fiiliyle bağlantılı olduğu anlaşılmıştı. Hassiktir demişti delikanlı içinden yeni arkadaş olduğu arkadaşına. Yeni arkadaş olunan arkadaşlara hassiktir denilmezdi çünkü dışından ses tellerini ve bir takım sessel organları kullanarak. Ama genç bu şehre alışmanın zaman alacağı anlaşılmıştı. Bu şehrin mafya gibi bir girildiği zaman çıkılamayacağını bilmeyerek…






Dı End



yazan : Güven

10 Mart 2009 Salı

Photoshop Mizahı

Globalleşen dünyamızda teknoloji gerçektende her alanda etkisini göstermiş ve artarak gösterecektir de kuşkusuz. Teknoloji bir çok olanaksızı olanaklı kıldı. Ancak getirdiği şeyler her zaman da yapıcı olmadı maalesef. Şerefsizi şerefli, güçlüyü daha güçlü, zayıfı daha zayıf hale getiren de "o" idi.
Gelelim Photoshop boyutuna... Bu meret ise tüm görselleri göründüğünden farklı göstermek için çalışmış daima, yıllar boyunca, hep. Bu Supra-Natural güç tabi ki teknolojinin bir uzantısı olduğu için kötü de kullanılmış iyi de. Tombalakları zayıflatmış, istenmeyen şeyleri yok etmiş, insanoğlunu Ay'a ayak bastırtmış hatta bayrak diktirmiş (!) ve daha niceleri... Hep kötülükleri örtmüş "Healing Brush" 'larla.
Ve bence dünyada bunlar olurken Photoshop iyilik adına insanların hizmetinede sunulmuş zaman zaman... İşte bence bu icadı iyiliklere vesile eden bir site var ki sizi eğlendirecek, zaman geçirmenizi sağlayacak, düşündürecek falan ve filan...

www.bobiler.org Parmaklarınızın ucunda!

yazan: mete

t.A.T.u Tokyo'da bir hotelde...


Merhaba t.A.T.u severler. Hepiniz merek ediyorsunuz biliyorum nerde bu Tatu'nün lezbiyen ama bir o kadar seksi hatunları. Öncelikle Tatu'nün lezbiyen olmadıklarını açıkladıkları günden bahsetmek istiyorum size. Tatu geçtiğimiz senelerde İstanbul'da bir konser vermişti. Ben de bir müzisyen olduğumdan "all the thing she said" ve "not gonna get us" parçalarını canlı dinlemek için konser alanındaki yerimi aldım. Sahneye kışkırtıcı kıyafetlerle çıkan Tatu üyeleri son derece seksiydiler. Benim aklımda ise lezbiyen hatunların neden hep güzel kadınlar olduğu sorunsalı vardı. Zaten dünya nufüsu erkek egemen bir nufüs. Dolayısla erkek başına düşen hatun sayısı az.Bir de üstüne üstlük güzel hatunlar lezbiyen ilişkilere bulaşarak bu oranı daha da azaltıyorlar.Sonra yanımdaki erkek sandığım kişinin "ayyy pardon canım geçebilir miyim?" sorusu üzerine erkeklikten vazgeçmiş olduğunu anlamamla birlikte içime bir rahatlık çöktü. Sonuç olarak erkekler de kadın olmayı seçebiliyordu. Bu rahatlamayla konsere odaklanabildim. Sonra Tatu üyelerinden kızıl olanı bir takım kaş ve göz hareketlerini takiben bir takım el hareketleriyle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibi hissettim. Sonra arkama baktım. Arkamda son derece tombul , bir o kadar da sivilceli bir arkadaş vardı. Sonra baş parmağımı göğsüme götürerek "bana mı diyosun lan" hareketi yaptım. Bu maço hareketim Rus kız için tahrik edici bir unsur oluşturdu sanırım. Gülümsedi elini avize şeklinde tutarak "beni ara" hareketi yaptı. Ben sahneden yaklaşık 84 metre uzaktaydım. Birden öne doğru yaklaşmak istedim ama önümdeki gay arkadaşla karşılaşmak istemediğimden sürekli sol cebimde taşıdığım not defterimden bir yaprak kopararak numaramı yazdım. Yine sürekli sağ cebimde taşıdığım çakıl taşına sardım kağıdı. Sahneye fırlattım.Kızıl hatun numaramı havada kaptı. Biraz hızlı atmış olsam gerek ki avucunun içi kanadı. Avucunu ağzına götürerek kanı dudaklarıyla emerken bana da göz kırptı. Konserden sonra beni aradı. Kulise çıktım. Gittiğimde Tatu kızlarının ikisi de gecelikleriyle dönen sandalyelerinde oturmuş, dönüyorlardı. Beni görünce Kızıl olanı ayağa kalktı. Omuzlarımdan tutup kapıya yasladı.O sıra menajeri geldi. "Yarın Tokyo'da konser var. Gitmemiz gerek." dedi. Kızların gözleri doldu. Bana yalvardılar benimde onlarla gitmem için.Ben de kırmadım Tokyo'ya gittim Tatu'yle. Tokya'da bir hotel odasına yerleştik. Ben sıcak bir duş almak istedim. Duştan çıktığımda karşımda yine Tatu kızlarını gördüm. Yine gecelikleriyle dönen sandalyelere oturmuşlar, bu sefer ters yöne dönüyolardı. Kızıl olanı bana doğru atıldı. Omuzlarımdan tutup kapıya yasladı. Ben o sıra havlumu üstümde tutmaya çalışıyordum. Diğer Tatu kızı havluyu üstümden çekti.

YAZININ BU KISMI İYÜK (İnternet ve Youtube Üst Kurulu) TARAFINDAN YASAKLANMIŞTIR.

Tatu kızlarını en son gördüğüm gün o gündü. Taaaaki bir gün Mtv'de Tokyo Hotel diye bir grup karşıma çıkana kadar. Bu gözler, bu burun, bu dudaklar, evet evet bu Tatu kızıydı. Yine bir oyuna girişmişti. Çok oyun seven bir kızdı. Tokyo'da yaşadıklarımız bunun bir kanıtıydı. Popüler olmak için bir oyun daha oynuyordu. Ama beni unutamadığı grubun isminden bile belli.

Tatu kızı bırak bu işleri.
Tokyo'da yaşadıklarımızdan çok pişmanım.
Böyle müzik yapılmaz.
Böyle imaj olmaz.
Kızıl arkadaşından birşeyler öğren sana son tavsiyem bu.


Yazan : Güven

9 Mart 2009 Pazartesi

Arka sayfa güzeli - 1


Merhaba blog severler.Her Türk gazetesinde, dergisinde hangi fikri savunuyor olursa olsun bir arka sayfa güzeli bulunur. Bizim blogun neyi eksik diye düşündüm ve bu yazı dizime başlayayım dedim. Biliyorum ki orada bizi takip eden erkekler bizden yenilikler, güzellikler, hoş vakit geçirme adına yeni fikirler bekliyor. Bir erkeği mutlu etmenin en kolay yolu güzel bir kadındır. Bu kadın aynı zamanda konuşamıyor ise daha da güzelleşir. Ayrıca bu kadın fotoğraflarında photoshopla ekstra güzelleşiyorsa daha da güzeldir. Ayrıca bu kadın sürekli bakımlı ise daha da güzeldir. Ayrıca bu kadının zekası hakkında yorum yapılamıyorsa daha da güzeldir. Ayrıca bu kadın normal hayatta bir kadının kusurlarına sahip olamayacağı için hep güzeldir. (makyaj akması, tip kayması, uykusuzluk, regl dönemi öncesi manyaklaşma, duygusal gelgitler, vb...)
Buyrun benden size saf bir güzellik ; OLGA KURYLENKO

İyi seyirler :)

Yazan : Güven